Akne ve Tedavisi | İzmir


Akne, 25 yaş üzeri yetişkinlerde özellikle bayanlar arasında artan bir insidansa sahip olsa da temelde gençleri etkileyen yaygın bir durumdur. Sivilce (akne), cildimizde bulunan yağ bezlerinin bir hastalığıdır.Yağ bezleri, en fazla sayıda yüz, sırt, göğüs ve omuzlarda bulunmaktadır. Bu bölgedeki yağ bezleri diğer vücut bölgelerine göre daha gelişmiş ve aktiftir. Bu nedenle, sivilce (akne) hastalığı en çok yüz ve sırt bölgesinde görülmektedir

  • Hipersebore ( artmış sebum salgısı)
  • İnfundubuler keratinizasyon (gözenek tıkanıklığı)
  • İnflamatuvar reaksiyon
     

YAĞ BEZLERİ VE HİPERSEBORE (SEBUM SALGISINDA ARTMA)

El ayaları, ayak tabanları ve mukozalar (ağız , dudaklar vs...) dışında vücudumuzda kılların bulunduğu her yerde yağ bezleri de bulunur. Yağ bezlerini ciltaltı yağ dokusuyla karıştırmamak gerekir.Kıl kökü ve yağ bezlerinin oluşturduğu bu yapıya Kıl kökü-Yağ bezi Birirmi (Pilocebaceus Unit) denir.Kılın içinde bulunduğu kanala yağ bezleri de salgı yapar.Yağ bezlerinin oluşturduğu yağdan zengin (sadece yağdan ibaret değildir) salgıya "sebum" adı verilir.Sebum önce kıl kanalına salgılanır ve daha sonra deri yüzeyine kılın deri dışına çıktığı gözenekten yayılır. Sebum, içerdiği yağlar ve nemlendiriciler ile derinin suya dayanıklılığını arttırır, suyun buharlaşmasını ve derinin kurumasını önler. Ayrıca içerdiği antibakteriyel maddeler ile hastalık yapıcı mikroorganizmaların deride yerleşmesini engeller.

Ergenlik döneminde artan androjenik hormon salgıları nedeniyle yağ bezlerinde sebum üretimi ve sagılanması artar.Özellikle artan testesteron yağ bezleri tarafından alınır ve 5-a-Redüktez enziminin etkisiyle di-hidroksitestesteron'a dönüşütürülür.Di-hidroksitestesteron hem kadınlarda hemde erkeklerde sebum salgısının artmasına neden olur ve akneden sorumlu doku androjenidir..Eğer sebum salgısının arttığı bu dönemde bezlerin açıldığı kıl gövdesindeki kanalda tıkanıklık olursa sebum salgısı kıl kökünde birikir kistik bir yapı oluşturur.Oluşan tıkaç cildin yüzeyinden siyah nokta halinde görülür.Bu oluşuma komedon adı verilir.Oluşan kistik yapının enfekte olması sonucu akne vulgaris (sivilce) meydana gelir.Propionibacterium-acnes kıl kökü-yağ bezi birimindeki mikroorganizmaların çoğunu oluşturur ve normal koşullarda patogen değildir.Ancak enfekte aknenin oluşumunda rol alan en önemli mikroorganizmadır.Akne vulgaris temel olarak nonenfamatuvar özellikte olan komedon veya papül, füstül, nodül ve kist gibi enflamatuvar lezyonların oluşumu ile seyreden bir deri hastalığıdır.

Sebum salgısı yaşlanmayla birlikte her 10 yılda yaklaşık %15 azalır. Böylece 50-60 yaşlarından sonra deride kuruluk ve hassasiyet meydana gelir. İleri yaş kaşıntılarının önemli bir bölümü deri kuruluğuna bağlıdır.
 

İNFUNDİBULER KERATİNİZASYON (GÖZENEK TIKANIKLIĞI)

Aknenin oluşum mekanizmasındaki en önemli unsur kıl folikülünün blokajıdır (gözenek tıkanması). Akne olgularında, infundibular kanal (kıl kökü kanalı) düzeyinde mitotik aktivite(hücre bölünmesi ve çoğalması) ve hücre kinetiğinde bir artış oluşturur. Bu hiperkeratinizasyon korneal bir tıkaca yol açar. Bu tıkaç kanalı bloke ederek sebumun normal akımını engeller. Küçük siyah(açık) ve beyaz (kapalı) komedonlar oluşur. Androjonler komedon oluşumunda önemli bir rol oynarlar. Komedon, aknenin ilk basamağını oluşturur. Bundan dolayı akne tedavisinde etkili, keratolitik bir tedavi gereklidir.
 

İNFLAMATUAR DÜZENSİZLİKLER

Bloke edilmiş bir sebum bezi anaerobik bir bakteri olan propionibakterium aknes'in gelişimi için elverişli bir ortam oluşturur. Propionibacterium-acnes kıl kökü-yağ bezi birimindeki mikroorganizmaların çoğunluğunu oluşturur ve normal koşullarda patogen değildir.Ancak sebum drenajı bozulunca enfekte aknenin oluşumunda rol alan en önemli mikroorganizmadır Bu mikroorganizma Hiyaluronidaz, Proteaz, Lipaz gibi enzimleri ve chemotaktik faktörleri salgılar.Lipazların aktivasyonu sebumdaki trigliseriti parçalar ve serbest yağasitlerinin oluşumuna ve birikimine neden olur.Bu bileşikler iritandır ve kıl ağzında daralmayı artırır.Kısaca P.Aknes ciltte inflamatuvar lezyonların oluşumundan sorumludur. P.aknes bakterisi vücutta ciddi bir iltihaba yol açar. Klinik olarak önemli iltihabi döküntülerin (püstül vb) oluşumları arttırır.
 

AKNE SAĞALTIMI

Akne kozmetik ürünlerle sağaltılamaz.Sağaltımın tıbbi yöntemlerle ve hekim tarafından yapılması gerekir.Bazı durumlarda acne bir başka hastalığın belirtisi ve bulgularından birisi olabilir.Orta ve ağır aknesi olan kadın hastalarda, hirsutism (aşırı kıllanma),adet düzensizliği gibi androjenik hormon bozukluklarının olup olmadığı hekim tarafından araştırılmalıdır.

Akne sağaltımında temel amaç oluşumuna neden olan fizyopatolojik etkenlerin saptanması ve giderilmesidir.Bu bağlamda akne sağaltımında üç temel amaç vardır.

Antiandrojenik ajanlar kullanılır fakat patofizyolojik açıdan incelendiğinde ne yazık ki bunlaçok az klinik etkilerinin olduğu görülür.
 

 

1. Hipersebore'nin (Sebum salgısında artışın) sağaltımı,
Antiandrojenik ajanlar kullanılır fakat patofizyolojik açıdan incelendiğinde ne yazık ki bunlaçok az klinik etkilerinin olduğu görülür.

 

 


2.
İnfundibuler keratinizasyon (Gözenek tıkanıklığı) sağaltımı,

 

Folikül (kıl kökü-yağ bezi birimi)'nin tıkanmasını önlemek ve tıkalı gözeneklerin açılması için Benzoil Peroksit,Salisilik asit ve Retinoik asit gibi maddeler kullanılır.

Benzoil Peroksit; Akne sağaltımında en etkili maddelerden birisidir.Keratolitik ve komedolitik özellik göstermesi nedeniyle yağ bezi-kıl kökü biriminin girişinin kapanmasını önler,oluşan tıkacı (komedon) dağıtır ve foliküler kanalın iç yüzünü kaplayan hücrelerin yenilenmesini artarır..Ayrıca serbest oksijen vermesi nedeniyle bakteriostatik (çoğalmayı önleyici) ve bakterisit (bakteri öldürücü) etki göstererek Propioni Bakterium Aknes popülasyonunu baskılar.

Salisilik asit; akne tedavisi için kullanılan ilk keratolitiklerdendir.

LHA (Lipohidroksiasit), salisilik asitten daha lipofilik bir salisilik asit türevidir. Daha iyi tolere edilir ,tıkaça daha iyi penetre olarak derinlemesine bir keratolitik aktivite sağlar. Komedonlar üzerinde iritasyona neden olmaksızın yüksek aktivite gösterirler.

Retinoitler; İlk retinoitler,retinol(vitamin A) ve aktif metabolitleri olan tretinoin ve isotretionin'dir. Daha sonra arotinoid'ler olarak adlandırılan poliaromatik retinoidler (adapalene ve tazaroten ) sentezlenmiştir.Yapılan çalışmalarda adapalene'in tretioninden daha az yan etkiye sahip olduğunu ve kıl kökü-yağ bezi birimine özel olarak ilgi duyduğunu ve akne sağaltımında daha etkili olduğunu göstermiştir.

Tretinoin (trans retinoik asid) diğer adıyla retinoik asid, ilk sentetik retinoitdir.Sadece topikal(lokal) kullanılır.Kıl folikülü içerisindeki epitel hücrelerinin çağalmasını düzenler ve foliküler keratinizasyonu normalleştirir.fölükül tıkacının gevşemesini sağlar ve mikro komedon oluşumunu azaltır.Açık veya kapalı komedon sayısında belirgin azalma olur.Ayrıce epiderimis'in stratum korneum (boynuzsu tabaka) tabakasının kalınlığını 1/3 oranında inceltir. Bu lokal uygulanan ürünlerin deriye emilimini kolaylaştırır. İnfamatuvar(iltahaplı) aknede benzoil peroksit ve topikal antibiyotiklerle birlikte kullanılır.

Retinoidlerin kullanımı güneş ışığına duyarlılığı artırır. Bunedenle beraberinde yüksek faktörlü güneş ışınlarından koruyucuları kullanılması zorunludur.Tretionin ve istretionin teratojenik etkilidir,hamilelerde ve hamile adaylarında kullanılamazlar.

İsotretinoin şiddetli akne olgularında oral (ağızdan) yoldan kullanılabilir.Ancak teratojen olması nedeniyle gebe ve gebelik adaylarında kesinlikle kullanılamazlar.Sistemik yan etkileri nedeniyle kesinlikle doktor önerisiyle ve doktor denetiminde kullanılmalıdırlar.

 

3. İnflamasyonun (iltahabi tepkinin) sağaltımı

Bu tür sağaltımlar akne iltahabi hale dönüşünce ve genelliklede bir keratolitik (soyucu) ajanla birlikte kullanılır.Tetrasiklin, eritromisin, klindamisin, trimetoprim ve minosiklin grubu antibiyotikler orta ve şiddetli enflamatuvar akne sağaltımında ağız yolundan kullanılabilen antibiyotiklerdir.Bunlar normal bakteri florasını( P.Aknes) baskılayarak serbest yağasidi oluşumunu azaltır ve infamasyonu baskılar.Antibotiklerin uzun süreli ağız yolundan kullanımı sistemik yan etkilere neden olabileceği için sağaltıma ağız yolundan başlanıp bir süre sonra lokal olarak kullanıma geçilerek devam edilir.Minosiklin kıl kökü-yağ bezi birimine en yüksek oranda geçmesi nedeniyle daha etkilidir.
 

SİVİLCE (AKNE) İZLERİNİN SAĞALTIMI

Sivilce izlerinin sağaltımı hem zor hem de uzun sürecek bir işlemdir.Bu nedenle sağaltımı yarıda bırakmayıp sabırlı olmayı gerektirir.Sivilceyi tedavi ederek izlerin oluşmasını önlemek daha kolay ve ucuzdur.Ama her şeye rağmen oluşmuş sivilce izlerinin sağaltımında , izlerin tipi ve derinliğine göre değişik sağaltım yöntemleri uygulanır.Her yöntemin kendine göre üstünlükleri ve zayıf tarafları vardır.Bazen tek bir yöntemin yerine birkaç yöntemin bir arada kullanılması sonuçların daha iyi olmasını sağlar.Uygulanacak yöntemin seçilmesinde doktorun önerileri doğrultusunda hasta ile birlikte karar verilmelidir.
 

SİVİLCE İZLERİNİN GİDERİLMESİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER

  • Topikal Tretionin ( %0.05-1) uygulaması
  • Kimyasal peeling
  • Dermabrazyon-mikodermabrazyon
  • Lazer uygulamaları
    Cildi soyarak yenileyen ( ablatif ) lazerler,
    Cildi soymadan yenileyen (nonablatif ) lazerler
  • İPL uygulamaları,
  • Mikroneedling (dermal terapi, dremaroller) uygulamaları,
  • Dolgu yntemi , Hyaluronikasid uygumaları ve mezoterpi
  • PRP (platosit rich plazma) kök hücre uygulamaları,
     

TOPİKAL TRETİONİN-RETİNOİDLER

Topikal retinoidler, akne tedavisinde 1962 den beri kullanılmaktadır. Tretionin ilk kullanılan topikal retinoiddir. % 0.025, % 0.05, % 0.1. lik krem, % 0.025, % 0.01. lik jel, % 0.05, % 0.1 ve % 0.2.lik solusyon şeklinde 3 formulasyonu vardır. Topikal retinoidler prekürsör (öncü) lezyon olan mikrokomedonların oluşumunu önler, komedonların sayısını azaltır, antiinflamatuvar etki gösterir. Esas etkisi mikrokomedonları azaltarak yeni lezyon gelişimini önlemektir. Aknede kullanýlan birçok retinoid tipi vardır: Tretinoin, adapalene, tazarotene izotretinoin, motretinid, retinaldehit ve beta retinoil glukuronid. Her birinin kimyasal yapıları farklı olup, farklı yollardan komedon ve mikrokomedon oluşumunu önlerler.

Tretinoin deride iritasyon yapabilir. Deride eritem (kızarıklık), deskuamasyon (soyulma), yanma hissi olabilir. Bu yüzden tretinoin tedavisi düşük dozda başlanmalıdır.

Teratojen etkisi (fetus üzerinde olumsuz etki) oluşturabileceği nedeniyle gebelerde kullanımı sakıncalıdır.Retinoid sağaltımı düşünülen bayanlarda gebelik dikkatlice sorgulanmalı ve kullanıma başlamadan bir ay önce ve kullanım bitiminden bir ay sonrası etkin gebelik önleyici önlemler alınmalıdır.

Kullanımı sırasında güneş ışınlarına duyurlılık artar,beraberinde etkin bir ğüneş ışınlarından koryucu ürünler kullanılmalıdır.
 

KİMYASAL PEELİNG

Hafif orta kimyasal peeling akne skarları (izleri) ve akne sonrası gelişen hiper pigmentsayonun (cilt renginde koyulaşma) tedavisinde faydalıdır. Bu tedavi ancak akne kontrol altına alındıktan sonra kullanılabilir. Peeling için kullanılan maddeler alfa hidroksi asitler (glikolik asit), salisilik asit ve triklorasetik asitir (TCA) Salisilik asit yaðda çözünür ve yað dolu foliküllere, suda çözünebilen glikolik asite göre daha iyi penetre olur.1,4

Kullanımı sırasında güneş ışınlarına duyurlılık artar,beraberinde etkin bir ğüneş ışınlarından koryucu ürünler kullanılması zorunludur.
 

DERMABRAZYON-MİKRODERMABRAZYON

Mikrodermabrazyon yüksek basınçla alüminyum oksit mikro-kristallerinin cilde püskürtülerek cildin yüzeysel tabakalarının aşındırılması prensibine dayanan bir yöntemdir. Bu işlemde cilt yüzeyine temas eden alüminyum mikro-kristalleri cildin üst tabakasına yumuşak bir soyma işlemi yaparken, ölü hücreler ve deri artıkları cihazın vakum sistemi tarafından emilmektedir. Alüminyum mikro-kristalleri yüksüz ve biyolojik dokularla reaksiyona girmeyen bir yapıda oldukları için ciltte hiçbir zarara neden olmadan deri yüzeyinden istenmeyen tabakanın uzaklaştırılmasını sağlar.

Mikrodermabrazyon, cildin yenilenmesi için gerekli mekanizmaları uyararak, hücre bazında yenilenme ve kollajen üretiminde artışa neden olur.Akne skarı ve izlerinin giderilmesi amaçlı kullanımının yanı sıra sorunsuz ciltlerde ince kırışıklıklara yaşlanmayı önleyici olarak kullanılabilir.
 

SİVİLCE İZLERİNİN SAĞALTIMANDA LAZER UYGULAMALARI

a. ABLATİVE LAZER UYGULAMALARI;

Son yıllarda cilt yenileme ve cilt canlandırma amacıyla geliştirilen değişik lazer sistemleri kullanım alanına girmiştir. Bu amaçla geliştirilen ilk lazer sistemleri "Ablatif Cilt Yenileme" lazerleridir. Ablatif cilt yenileme lazerlerinin klasik örnekleri olan Karbondioksit (CO2) ve Erbium:YAG lazer sistemleri 1980'ler ve 1990'ların başlarında kullanıma girmişlerdir. Ablatif lazerlerin etki mekanizmaları; sıvı içeren dokuların hedeflenmesi ve dokudaki suyun buharlaştırılması yoluyla vasküler koagülasyon ve epidermisin destrüksüyonuna (buharlaştırılarak soyulmasına) neden olacak termal hasarın oluşturulmasıdır. Kırışıklıklar, fotoyaşlanma, akne skarları, cerrahi ve travma sonrası oluşmuş skarlar ve pigmentasyon düzensizliklerinde(lekelerde) oldukça iyi sonuçlar elde edilebilir.Fakat uzun yara iyileşme dönemleri ve eritem (kızarıklık), postenflamatuar dispigmentasyonlar(deri renginde koyulaşma yada açılma şeklinde değişiklikler) ve skar riskleri bu lazerlerin kullanım alanını sınırlandırmıştır. Tüm bu sınırlamalar daha güvenli olan Nonablatif lazerlerin gelişmesine yol açmıştır.
 

b. NONABLATİVE-MİKROABLATİVE LAZER UYGULAMALARI;

Nonablative deri yenilemesi oldukça yeni bir yöntem olup, göz ile görünür bir epidermal hasar oluşturmadan derinin yeniden yapılanmasını hedeflemektedir. Nonablatif lazer tedavisinin en önemli avantajı tedavi sonrası iş-güç kaybının oldukça sınırlı ve kısa olmasıdır,Bu özellik güvenli ve minimal invazif bir işlem arayan insanlar için bu tekniği ideal hale getirmektedir.
 

FRAKSIYONEL LAZER UYGULAMALARI

2005 yılında Dr. Anderson tarafından Fraksiyonel lazer teknolojisinin dünyaya tanıtılmasıyla yeni bir dönem başladı. Cildi soymadan, ciltte lazer ışınlarıyla mikro kanallar açılarak da, cildin alt katmanlarına inilebileceğini ve böylece ciltte kırışıklıkların, gözeneklerin, lekelerin,akne izlerinin giderilebileceğini ve kollajen sentezinin uyarılarak cilt sıkılaşmasının sağlanacağını ispatladı. İyileşme süresinin kısalığı ve yan etkilerin çok az olması, bu sistemi bir anda çok tercih edilen ve aranan bir sistem haline getirmiştir.

Fraksiyonel lazer teknolojisi ile çok ince bir lazer ışığı kullanılarak cilt üzerinde ,lazer ışığının minik sütunlar halinde deride ısı hasarı yaratması ile , birbiri ardına binlerce iğne deliği gibi delikler açılır. Cildin sadece belli bir kısmı lazer ışınlarına hedef olarak etkilenir, Bu sütun halindeki ısı hasar alanlarına, mikrotermal tedavi bölgeleri (MTB) denir. Fraksiyonel teknolojilerde MTB alanlarının etrafındaki deri alanı sağlam kalır. Deliklerin aralarında etkilenmeyip sağlam kalan bu dokular iyileşme sürecinin çok hızlı olmasını sağlamaktadır. İyileşme süreci sırasında yeniden yoğun kolajen oluşumu tetiklenmekte, bu da cildin gerginleşmesini ve elastikiyetinin artmasını sağlamaktadır. Bunun sonucunda akne izlerinin belirginliği azalmakta, kırışıklıklar giderilmekte, gözenekler sıkışmakta, cilt daha canlı ve genç bir görünüm kazanmaktadır

Son yıllarda ablatif lazer uygulamalarında fraksiyonel lazerler birinci tercih durumundadır. Ablatif fraksiyonel lazerler içinde ise iki tip lazer vardır. Bunlar Erbiyum yag laser ve Karbondioksit fraksiyonel lazerlerdir. . CO2 lazerler 10.600 Nm, Er Yag lazerler ise 2.940 Nm dalga boyunda gözle görülmeyen ışık üretirler. Her ikisi de dokularda su molekülleri tarafından emilerek ısıya dönüşür. Ablatif lazerler dokudaki suya tutunarak uygulandıkları dokuyu buharlaştırırlar. Derideki etkilenme derinliği kontrol edilebilir. Erbiyum Yag lazerler suya karbondioksit lazerden daha fazla tutunduklarından uygulanan alanda fazla derine inemez ve yüzeysel kalırlar. Karbondioksit lazerler ise suya daha az tutunur ve daha derine inerler. Derine inmesi özellikle sivilce izi, yara izi ve ameliyat izlerinde, cilt kırışıklıklarında, göz kapağı kırışıklıklarında önemli avantaj sağlayabilir.

Sivilce İzleri:

Tıp dilinde scar adı veriler sivilce izleri kozmetik açıdan rahatsız edici bir durumdur.Scar dokusu kötü yara iyileşmesi sonucunda oluşur ve bu nedenle normal dokudan farklıdır.Cildin bütünlüğünü ve görünümünü bozar.

Ciltte kontrollü etkiye sahip fraksiyonel lazer sistemleri ile etkilenen dokunun etrafındaki sağlam kalan dokulardan hızlı bir onarım ve yenileme süreci başlatılır. Oluşan yeni doku genç ve sağlıklıdır.Böylece sivice izleri her uygulamada azaltılarak yok edilir.Uygulama aralıkları yaklaşık bir aydır ve olguların durumuna göre 2-6 uygulama yapılması gerekebilir

 

İPL UYGULAMALARI;

IPL tedavisi ile aknenin ve buna bağlı kızarıklığın giderilmesi yanında kolajen üretiminin uyarılarak ciltteki izlerin solması, çöküklüklerin ve kabarıklıkların kaybolması sağlanır. IPL (intenze puls light / yoğun atimli isik 400-1200nm arasindaki ışığı kullanarak yüksek atislar yapabilen cihazlardir. Aknenin oluşumunu sağlayan bakteriler 400-980nm dalga boyunada ışığa duyarlıdır.Ayrıca bu dalga boyundaki ışık yağ bezlerinden sebum salgısının azalmasına da neden olur.
 

SİVİLCE İZLERİ VE DOLGU UYGULAMALARI;

Dolgu maddeleri eskiden beri, zaman zaman posttravmatik atrofik skarların tedavisinde kullanılmıştır. Günümüzde, skar tedavisinde dolgu maddeleri en çok akne skarları için kullanılmaktadır. Akne skarı olan hastaların çoğunda morfolojik olarak değişik tipte lezyonlar bir arada bulunduğundan, en iyi kozmetik sonuçların elde edilebilmesi için birden fazla tedavinin kombine olarak kullanılması gerekir. Dolgu maddeleriyle en iyi sonuçları, özellikle geniş tabanlı "rolling" veya atrofik skarlarda elde edilir. Değişik dolgu maddeleri kullanılabilmesine karşın, skarlar kalıcı lezyonlar olduğundan, daha kalıcı sonuçlar elde edebilmek için yarı kalıcı veya kalıcı dolgu maddeleri tercih edilebilir. Uygun lezyonlarda uygun dolgu maddelerinin ve uygun tekniklerin kullanılması başarılı sonuç için en önemli faktörlerdir
 

MIKRONEEDLING (DERMAL TERAPI, DREMAROLLER) UYGULAMALARI,

Dermaroller, dünyada "mesoroller" ve "microneedling" isimleri ile de bilinmektedir. Silindirik bir tamburun üzerine dizilmiş son derece ince, özel olarak hazırlanmış 192 adet çelik iğneden oluşur.İğnelerin boyları cildin sorununa göre seçilir(leke,kırışıklık,çatlak tedavisi,saç dökülmesi terapisi v.b.)İğne boyutları 0.25mm,0.5mm,1mm,1,5mm,2mm şeklindedir.Dermaroller cikt üzerine uygulandığında 1cm.karede yaklaşık 250-300 kadar mikro. Kanallar kapanmadan önce deri yüzeyine uygulanan topikal kremler veya solüsyonlar mikro kanallar aracılıyla cildin içine yaklaşık 200 kat daha fazla geçiş kanallar açar.Açılan mikro kanallar cilt tarafından yaralanma olarak algılanır.Vücudun yara tamir mekanizması uyarılır ve cilt kendi kendini tamir eder.Yeni kollajen ve bağ dokusu sentezi başlar ve cilt yenilenir.
 

AKNE İZLERİNİN TEDAVİSİ

Doğal yara iyileşme mekanizmsını harekete geçirerek ve deride yeni kollajen oluşumunu artırarak etkili olur.Ayrıca açılan mikro kanallardan tedavi amacıyla kullanılan ilaçların deriye emiliminin artmasını sağlar
 

PRP (PLATOSIT RICH PLAZMA) KÖK HÜCRE UYGULAMALARI,

PRP nedir?

Cerrahi yara iyileşme mekanizması ve kök hücre mantığı temel alınan tıbbi bir tedavi yöntemidir.Bu yöntem yoğun olarak spor hekimliğinde sporcu yaralanmalarında kullanılmaktadır.Son yıllarda başlıca kırışıklık tedavisi,cilt yenileme,cilt lekeleri,yara izleri ve sivilce izleri tedavisi olmak üzere medikal estetik alanında kullanılmaktadır.


 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Ankara Bahçelievler
T.(312) 212 6326

7.Cadde No.17/7 Bahçelievler
Ankara
Ankara Çayyolu
T.(312) 242 1676

Ahmet Taner Kışlalı M. Alacaatlı Yolu
No: 9 G-1 Blok
(Hilmi Barlas Yaşam Merkezi)
Çayyolu Ankara
Eskişehir
T.(222) 230 8555

Cengiz Topel Cad. Bayrak S. No:11
Eskişehir
İzmir
T.(232) 426 4044

Menderes C. No.209/3 Şirinyer
İzmir

Copyright 2012, MayasanteIzmir.com by01